
“Kendini sev.”
Son yıllarda belki de en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Sosyal medyada, kişisel gelişim kitaplarında, videolarda ve psikoloji içeriklerinde sürekli karşımıza çıkıyor.
Peki ya kendimizi sevmiyorsak?
Bir sabah uyanıp kendimize “Artık kendimi seviyorum.” demek gerçekten mümkün mü?
Çoğu zaman hayır.
Çünkü kendini sevmek bir karar vermekle başlayan, bir anda tamamlanan bir duygu değildir. İnsan bazen yıllar boyunca kendisini eleştirerek, başkalarıyla kıyaslayarak, yetersiz hissederek veya başkalarının onayını kendi değerinin ölçüsü haline getirerek yaşar.
Böyle bir ilişkinin bir gecede değişmesini beklemek gerçekçi değildir.
Kendini sevmek çoğu zaman kendinle kurduğun ilişkiyi yavaş yavaş değiştirmektir.
Kendini sevmek, kendindeki her özelliği beğenmek değildir.
Her zaman kendinden memnun olmak da değildir.
Bazen görünüşümüzden hoşlanmayabiliriz. Bir davranışımızdan pişman olabiliriz. Bir konuda başarısız olabiliriz. Değiştirmek istediğimiz yönlerimiz olabilir.
Bütün bunlar kendimizi sevmemize engel olmak zorunda değildir.
Çünkü kendini sevmek ile kendinden memnun olmak aynı şey değildir.
Kendini sevmek daha çok, bütün bunlara rağmen kendimize insan olduğumuz için değer verebilmekle ilgilidir.
Hata yaptığımızda kendimize düşman olmamak…
Başarısız olduğumuzda değerimizi kaybetmiş gibi hissetmemek…
Bir başkası bizi seçmediğinde bunun “sevilmeye değer olmadığımız” anlamına gelmediğini görebilmek…
Ve en önemlisi, zorlandığımız zamanlarda kendimizi terk etmemek.
Çünkü kendimizle kurduğumuz ilişki boşlukta oluşmaz.
Çocukluğumuzdan itibaren hakkımızda söylenenler, nasıl yetiştirildiğimiz, başarılarımızın nasıl karşılandığı, ilişkilerimizde yaşadıklarımız ve kendimizi başkalarıyla ne kadar kıyasladığımız zamanla kendimiz hakkında oluşturduğumuz düşünceleri etkileyebilir.
“Daha başarılı olmalıyım.”
“Daha güzel görünmeliyim.”
“Daha güçlü olmalıyım.”
“Beni sevmeleri için yeterli olmalıyım.”
“Başarısız olursam değerim azalır.”
Bu düşünceler zaman içinde o kadar tanıdık hale gelebilir ki artık bunların bizim gerçekliğimiz değil, kendimize dair öğrendiğimiz bir bakış açısı olduğunu fark etmeyebiliriz.
Bu nedenle kendini sevmeyi öğrenmek bazen önce kendin hakkında yıllardır taşıdığın düşünceleri fark etmekle başlar.
Bir hata yaptığında kendine ne söylüyorsun?
“Nasıl böyle bir şey yaptım?”
“Ben zaten hiçbir şeyi beceremiyorum.”
“Benden bir şey olmaz.”
Yoksa:
“Bu benim için zor oldu.”
“Burada hata yaptım ama bu benim tamamımı tanımlamıyor.”
“Bunu anlamak ve değiştirmek için kendime zaman verebilirim.”
Kendini sevmek bazen olumlu düşünmeye çalışmaktan önce kendine zarar veren dili fark etmekle başlar.
Kendine söylemeyeceğin bir şeyi, sırf kendine karşı söylediğin için normalleştirmemek önemlidir.
Kendimizi çoğu zaman olduğumuz kişi üzerinden değil, başkalarının bizi nasıl gördüğü üzerinden değerlendirebiliriz.
“Beni beğendi mi?”
“Yeterince başarılı mıyım?”
“Beni neden seçmedi?”
“Benden daha güzel olan biri mi var?”
“İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?”
Başkasının bakışı hayatımızın tek ölçütü haline geldiğinde kendi sesimizi duymakta zorlanabiliriz.
Kendini sevmek biraz da şu soruyu yeniden sorabilmektir:
“Başkaları ne düşünüyor?” yerine “Ben ne düşünüyorum ve neye ihtiyacım var?”
Bazen insanlar kendini kabul etmeyi “Kendimde hiçbir şeyi değiştirmemeliyim.” şeklinde anlayabiliyor.
Oysa kendini kabul etmek, değişmeye kapalı olmak değildir.
Kendini kabul etmek:
“Şu anda olduğum halimle değerliyim.”
diyebilmekken;
değişim:
“Ve yine de bazı yönlerimi geliştirmek istiyorum.”
diyebilmektir.
İkisi aynı anda mümkün.
Kendini sevmek, kendini mükemmelleştirmek zorunda olmak anlamına gelmez.
Kendini ne kadar tanıyorsun?
Gerçekten ne istediğini biliyor musun?
Yoksa uzun zamandır senden beklenenleri yerine getirmeye mi çalışıyorsun?
Bazen kendimizden uzaklaşmamızın nedeni kendimizi sevmememiz değil, kendimizi yeterince dinlemememizdir.
Ne zaman dinlenmeye ihtiyacın olduğunu…
Neye “hayır” demek istediğini…
Hangi ilişkilerin seni tükettiğini…
Nelerin sana iyi geldiğini…
Hayatında neyin anlamlı olduğunu fark etmek, kendinle yeniden temas kurmanın önemli yollarından biridir.
Kendini sevmek bazen birine “seni seviyorum” demekten değil, kendine:
“Buna artık izin vermeyeceğim.”
diyebilmekten geçer.
Sürekli başkalarını memnun etmek, reddedilmekten korkmak veya ilişkileri kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmek zaman içinde kişiyi kendisinden uzaklaştırabilir.
Her “hayır” demek bencillik değildir.
Her sınır koymak sevgisizlik değildir.
Bazen sınır koymak, kendine verdiğin değerin bir ifadesidir.
Kendini sevdiğinde artık üzülmeyeceğini, kaygılanmayacağını veya kendine güveninin hiç sarsılmayacağını düşünmek gerçekçi değildir.
Kendini seven insan da kırılır.
Kendinden şüphe eder.
Hata yapar.
Bazen kendisini beğenmez.
Bazen ne istediğini bilemez.
Fark şu olabilir:
Bütün bunları yaşarken kendisine nasıl davrandığı.
Kendine kötü hissettiğin için kızmak yerine, kötü hissettiğini fark edebilmek…
Kendini yetersiz hissettiğinde hemen buna inanmak yerine, “Şu anda kendimi yetersiz hissediyorum.” diyebilmek…
Ve zorlandığın zamanlarda kendini yalnız bırakmamak.
Belki de kendini sevmenin en gerçek hali budur.
Büyük değişiklikler yapmak zorunda değilsin.
Bugün kendine şu soruları sorabilirsin:
Ben kendimle nasıl konuşuyorum?
Kendimi en çok hangi durumlarda yetersiz hissediyorum?
Değerimi neye bağlıyorum?
Başkalarının onayı benim için ne kadar önemli?
Kendi ihtiyaçlarımı ne kadar fark ediyorum?
Hayatımda sırf başkalarını memnun etmek için yaptığım şeyler var mı?
Kendimden vazgeçtiğimi hissettiğim yer neresi?
Bu soruların hemen cevaplanması gerekmiyor.
Bazen kendimizi tanımak, uzun zamandır üzerini örttüğümüz şeylere yavaşça bakabilmeyi gerektirir.
Belki de kendini sevmek için önce kendini çok sevmen gerekmiyordur.
Belki başlangıç noktası daha basittir:
Kendine biraz daha adil davranmak.
Hata yaptığında kendini aşağılamamak.
Bir başkası seni reddettiğinde kendi değerini sorgulamamak.
İhtiyacın olduğunda yardım istemek.
Yorulduğunda durabilmek.
Sınır koyabilmek.
Kendi hayatın hakkında söz sahibi olabilmek.
Ve bazen bütün bunların arasında kendine şunu söyleyebilmek:
“Şu anda kendimi sevmekte zorlanıyor olabilirim. Ama kendimden vazgeçmek zorunda değilim.”
Çünkü kendini sevmek belki de bir sabah uyanıp kendine hayran olmak değildir.
Her gün, kendinden biraz daha az vazgeçmektir.
Kendini değersiz, yetersiz veya sürekli eleştiriliyor gibi hisseden; başkalarının onayına fazla ihtiyaç duyan; sınır koymakta zorlanan; kendisini başkalarıyla kıyaslayan veya hayatında kendisinden uzaklaştığını hisseden kişiler psikolojik destekten fayda görebilir.
Bu tür duygular uzun süredir devam ediyor ve günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya işlevselliğinizi etkiliyorsa bir psikologla görüşmek, yaşadığınız deneyimleri daha yakından anlamanız için bir alan oluşturabilir.
Kendinizi daha yakından tanımak, kendinizle kurduğunuz ilişkiyi anlamak ve yaşamınızda tekrar eden döngüler üzerine çalışmak için profesyonel destek alabilirsiniz.
İstanbul’da psikolog desteği arıyorsanız, bulunduğunuz bölgeye ve ihtiyaçlarınıza uygun bir uzmanla görüşerek psikolojik destek süreci hakkında bilgi alabilirsiniz.